II. Dünya Savaşı sonrasında gelen yıkıma ve olumsuzluğu bir cevap olarak 1957'de Düsseldorf'ta doğan Zero'nun bir akım olarak nasıl ortaya çıktığı ve
sanatçılarının kimler olduğu konusu “Zero. Geleceğe Geri Sayım” isimli sergisi
ile günümüz izleyicisinin beğenisine sunulmakta. Sergide Zero’nun kurucu
sanatçıları Heinz Mack, Otto Piene ve Günther Uecker’in eserlerinin yanı sıra onların
ilham aldıkları sanatçı dostları Piero Manzoni, Lucio Fontana ve Yves Klein’in
eserleri de yer almaktadır. Zero ortaya ilk çıktığı dönemlerde çok etkili bir
sanatçı duruşu ve fikir olarak kabul görmüştür fakat o tarihlerden günümüze
kadar geçen yıllar içerisinde bu akım dışında ortaya çıkan birçok akım ve
sayısız sanat eseri üretimine tanık olan günümüz insanında şu an aynı etkiyi
uyandırması beklenilmemeli.
Ziyaretçileri Müzenin bahçesine yerleştirilen dokuz
adet keskin hatları bulunan uzun dikdörtgen formda sütundan oluşturulmuş 24
karat altın varaklı 85.000 adet mozaiklerle bezeli Heinz Mack’ın “Dokuz Sütun
Üzerindeki Gökyüzü” isimli eseri
karşılamaktadır. Yüzeyinin parlak oluşundan dolayı üzerine gelen güneş ışınlarını
altın varak sayesinde altın sarısı renginde çevresine yansıtmakta ve gün
içerisinde güneşin hareketi ile birlikte hareket eden bu yansımalar ziyaretçileri serginin geri kalan diğer eserleri görmeye davet etmektedir. Müze
içerisindeki galerilerde sergiyi gezen ziyaretçiler sergi süresince "Bir
akımın ortaya çıkışında ilk olarak hangi eserler üretilmiş? Sanatçıları nasıl
bir duruş sergilemiş?" gibi soruların cevabını bulabilmektedir. Eserler ilk
üretildikleri anın havasını üzerlerinde halen taşımakta fakat ilk
sergilendikleri mekânla özdeşleştiği düşünüldüğünde algı açısından zaman&mekân
eksikliği fark edilmektedir. Genel olarak ışık ve doku etkisi bulunan eserler sanatçıları
tarafından sergilenmeye hazır bir şekilde üretildiği için sergileme esnasında ek
bir aygıta ihtiyaç duyulmamış, oldukları gibi sergilenmişler. Çerçevelenerek
sergiye sunulan eserler duvarlara asılmış (Lucio Fontana'nın kağıt üzeri
kesikleri vb), orta mekanda sergilenmesi planlanan üç boyutlu eserlerin
bazıları tavana asılı bir vaziyette (Günther Uecker'in Işık
yağmuru), bazıları zeminde (Heinz Mack'ın Işık stelleri) ve enstalasyon
türü eserler ise Zero Vakfı Kurucu Yöneticisi küratör Mattijs Visse gözetiminde tekrar yorumlanarak sergiye sunulmuştur
(Yves Klein'in mavi pigment kullandığı eseri). Eserler gün ışığı rengindeki
aydınlatma elemanları ile aydınlatılmış, duvarlara asılan eserler
ziyaretçilerin rahat bir şekilde eser incelemelerine imkân vermekte ve
aydınlatması da ziyaretçilerin gözlerini rahatsız etmeyecek açıyla eserlere
yönlendirilmiştir. Üç boyutlu eserlerin aydınlatılması tek bir yönden
yapılarak eserlerin iç ve dış formları tam anlamıyla ziyaretçilere
algılatılmaktadır. Eserlerinde ışığı konu edinen sanatçıların ürettikleri ve genellikle
birbirlerinin benzerleri olarak algılanan eserlerin aralarına belli bir düzen
ve sıralama gözetilerek yerleştirilen renkli eserler ve etkileşimli eserler ise
ziyaretçilerin üzerindeki sıkıcı etkiyi bir nebze olsa da gidermekte, sergi
gezilerini keyifli bir hale getirmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder